|
Tür:
Aksiyon
Dağıtıcı:
SEGA
Yapımcı:
Creative Assembly
Türkiye Dağıtıcısı:
Aral İthalat
Minimum Sistem:
Xbox 360
Önerilen Sistem:
Xbox 360
![[Resim: 261.jpg]](http://www.level.com.tr/images/oyunlar/261.jpg)
Oh çayır, çimen... Hava da pek güzel; şöyle güneşin altına uzanayım iki dakika. Evet, uzanmaya çalışıyorum, çalışıyorum ama olmuyor. O zaman yürüyeyim biraz. Hop hop, ağır olun arkadaşlar! (Ayaklarımla konuşuyorum.) Nereye koşuyorsunuz beyler? Yürüsek yetiyordu. Ha, yürüyemiyoruuuz... O zaman koşalım bari. (Nereye, ne yetiştirmeye çalışıyorsak?) Huff, huff, amma koştuk yahu. Biraz duralım şu köşede. Hava da karardı hem. Fakat hemen sol tarafım halen günlük güneşlik? Meridyene mi denk geldim, ne yaptım? Hop, sola bir adım atayım. Evet, pırıl pırıl. Sağa geçeyim. Karabasan! Bunun bir nedeni olmalı. Sanırım başım az sonra belaya girecek. Silahlarımı çıkartayım iyisi m... E zaten elimdeler? Reflekslerim çok gelişmiş olmalı. Peki, neden kambur duruyorum? Tilki gibi bir şey oldum; iki büklüm. Sinsi sinsi koşayım bari tam olsun. İyi koştum vallahi bugün; en az üç gün yatarım. Ama önce, şu arkasında X işareti belirmiş olan zebaniyi ikiye böleyim. Pıt. Bölündü evet. Bunu nasıl yaptım, ne zaman bu konuda bu kadar ustalaştım bilmiyorum. Hah güneş de açıyor zaten yavaştan... Hava da pek güzelmiş; şöyle güneşin altına uzansam ya iki dakika...
Mevsim bahar...> Bahar aylarında olmamıza rağmen şu an üşüyorum. Üşüdüğüm her saniye Viking DVDsini Xbox 360ıma iteleyip Midgardın havasını soluyasım geliyor. Yemyeşil ovaları, masmavi gökyüzü, cıvıl cıvıl öten kuşları ve sevimsiz düşmanlarıyla bir başka güzel Midgard.
Ne yalan söyleyeyim, Vikingin görsel olarak bu denli başarılı olmasını beklemiyordum. Oyun belki çığır açacak nitelikte özelliklerle donatılmamış ama şu an Viking oynamak istiyorsam bu isteğimin asıl nedeni oyunun grafikleri. Ancak oyunun görselliğini övdüm diye bir MGS4 veya GTA IV beklememek lazım; sıradanolarak nitelendirilebilecek bir oyun için bir hayli güzel gözüküyor her şey; hepsi bu. Animasyonlar güzel, ortam rengarenk, güneş pırıl pırıl... Sanırım tatile gitmeliyim sevgili okurlar; bu ruh hali hayra alamet değil.
Oyunun kahramanı benmişim gibi konuşuyorum, değil mi? Oysaki Skarinin (Bu ismi her telaffuz ettiğimde çaya koyduğumuz sakarin geliyor aklıma.) hikayesini anlatmam gerek. Skarin güçlü, kuvvetli bir Viking askeri. Kendisi, büyük bir savaşta yer alıyor ve tüm arkadaşları gibi o da ölüyor. Bildiğiniz gibi her Viking erkeği ölü doğar, ölü büyür ve sonunda bir savaşta yaşama döner çünkü Vikingler savaşmak için yaratılmışlardır! İşin özü, Skarin bir savaşta ölüyor ama Freya onu yeniden hayata döndürüyor. Buradan Freyanın bir reenkarnasyon uzmanı olduğunu anlıyoruz. (Ya da Tanrıça.) Artık Freyanın istediklerini yapan ve Freyanın kesinlikle tahammül edemediği yeraltı kraliçesi Hele karşı savaşan Skarin, elinden asla düşürmediği kılıcı ve baltasıyla Helin ordularının arasına kendini atıyor ve oyun başlıyor. (Buraya God of Warun giriş müziğini koyunuz.)
Basit ama etkili> A ve X tuşlarınızı yanınıza aldınız mı? Bu tuşlara çok ihtiyacınız olacak; benden söylemesi. A tuşu düşmana kılıcınızla saydırmanıza olanak tanıyor; diğer tuşumuz X ise daha güçlü ama yavaş bir saldırıya imza atmanızı sağlıyor. (Tuşların anlatıldığı oyun incelemelerine hayır! diyen en az bir milyon kişi bulabilirim ama kendime engel olamadım.) Skarin, bir samuray kadar fazla harekete sahip değil ama basit saldırılar bile, oyunda istediğiniz noktaya varmanızı sağlıyor. Kısa bir süre sonra LB tuşunun da işin içine girdiği yeni hareketlere sahip oluyorsunuz fakat bu hareketler göstermelik zira oyunun genelinde ilk anlattığım iki temel saldırı tipini kullanıyorsunuz.
Büyüyle hiçbir alakası olmadığı için yere göktaşları yağdırma gibi bir lükse de sahip olmayan Skarinin bu konuyla ilgili tek yeteneği buz, ateş ve elektrik güçlerini silahına işleyebilmek. Skarin, düşmanlarını öldürerek kırmızı enerji küreleri (GoW?) topluyor ve böylece az önce bahsi geçen üç güçten (buz, ateş, elektrik) birini belirli bir süre aktif hale getirebiliyor. Bu güçlerden en çok işe yarayanın buz olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. (Özellikle, Demon Lordlara karşı. Overlord da olabilir. Legion Lord belki de...)
Hoplayıp zıplayabilen, çıkıntılara tutunabilen, sarmaşıklara tırmanabilen ve geniş mesafelerin üzerinden kuş gibi uçan sevgili Skarin, bana bu hareketleriye Kratosu anımsattı. Aaa, sanki ben daha önce bunu yaşamıştım diyordum ki bir Hell Lordun (Tamam, budur!) kafasında beliren B ibaresi bana her şeyin bir esin ürünü olduğunu gösterdi. B tuşuna bastıktan sonra, aynı GoWdaki gibi bir tuşlara basma mini oyunu ekrana geldi ve ben Dark Lordun kafasını kılıcımla deşerken sürekli A tuşuna bastım. Ama işin iyi tarafından bakmak lazım; karbon kağıdı kullanılmış olmasını görmezden gelerek bu mini oyundan zevk almak mümkün. Yine beni şaşırtacak bir şekilde, Skarinin genel olarak tüm hareketleri bayağı esnek. Yani bir yerden yanlış adım atmıyor, kılıçlarıyla combo yaparken yolunu şaşırıp dağlara, ovalara saçılıp gitmiyor (Gitse bile hemen toparlayabiliyorsunuz.), adam gibi zıplayamadığı için metrelerce yükseklikten düşmüyor vs... Kahramanımızın her yaptığı hareket, uyum içerisinde ve bu da sizi oyunun başında tutmaya yetiyor.
�Tam üç saattir koşuyorum!> Tam dört adet devasa haritada sürekli bir yerlere koşturuyor, Viking askerlerini kurtarıyor ve nihayetinde kendimize bir ordu kuruyoruz. Bu orduyla da devasa bir savaşa katılıp, haritadaki Hel kalesini indiriyoruz. Vikingi ilginç yapan ve bu yapımın yeni nesil bir oyun olduğunu gösteren bir özellik de burada karşımıza çıkıyor: Haritada dolanırken zaman zaman bir noktadan diğerine giden, yaklaşık 300e yakın Hel askeri görebiliyorsunuz ve bu askerlerin her biri, farklı şekillerde hareket ediyor. Yani, kopyala / yapıştır gibi durmuyor bu askerler; - tıpkı Yüzüklerin Efendisindeki Orclar gibi- hepsi o dünyanın somut ve gerçekçi bir parçası. İşte bu güruhun aynısı, haritanın sonundaki büyük savaşlarda da yer alıyor ve işin içine sizin askerleriniz de girince, ekranda gerçek bir meydan muharebesi vuku bulmuş oluyor.
Viking: Battle for Asgardı sevmemin asıl nedeni, oyunun Gothici andırıyor olması. Sürekli yeşillikler içerisinde olmamızın yanı sıra, oyundaki görevlerin yerine getiriliş şekli de Gothicinkine benziyor. Oyuna yüksek bir puan vermememin nedenine gelince... Açıkçası, böyle bir oyunda karakterimi daha fazla geliştirebilmek isterdim. Ana görevlerin dışında yan görevler oyunda yer alabilirdi. Ayrıca, düşmanlar biraz daha zeki olabilirdi; böylelikle 20 tanesini birden rahatça öldüremezdim ve oyundan daha fazla zevk alırdım. Yine de garip bir şekilde bu oyunu sevdim ben. Bence siz de Midgardı boş bırakmayın ve Freyanın, Heln Doom Lordlarıyla (He he!) olan mücadelesine bir yerden katılın.
|
 |